Bir leke genişliyor. İkiye ayrılıyor. Bir sınırın etrafından dolaşıyor. Baktığımız şeyin adını koyarken dilimiz çoktan hareket etmiş: büyüdü, kaçtı, çoğaldı.
BAŞKA’daki sayıların ne yaptığını anlatmak için bu sözcükler kullanışlı. Ama sayılara bir niyet de yakıştırmış olabiliriz.
Bir isim eklediğimizde
“Adacıklar” dediğimizde lekeler arasındaki boşluk denize benzeyebilir. “Hücreler” deseydik aynı boşluğu başka türlü okuyabilirdik. Burada isim değiştiğinde modelin tek bir hesabı bile değişmiyor.
Bu küçük deneyi kendin yapabilirsin: Mercan’ı bir süre “harita” diye düşünerek izle. Sonra “yara izi” diye bak. Resimden bağımsız olarak, seçtiğin kelimenin dikkatini nereye çektiğini fark etmeye çalış.
Benzetmeyi açık tutmak
Bir desene canlı demek, onu bir canlılık ölçütüne göre sınadığımız anlamına gelmez. Bu sitede görünen şey, tanımlı kurallarla güncellenen bir ızgara. Adlar, ona yaklaşmak için kullandığımız kısa yollar.
Benzetmeyi tamamen kaldırmak da gerekmiyor. Şaşırmak için işe yarıyor. Yalnızca ne zaman bir hesaplamayı, ne zaman onun bizde uyandırdığını anlattığımızı ayırabiliriz.
Bir sonraki bakış
Aynı resmi bu kez bir fiil kullanmadan tarif etmeyi dene. “Büyüyor” yerine ne görüyorsun? Daha çok koyu hücre mi, daha geniş bir sınır mı, farklı bir aralık mı?
Sonra fiili geri koy. İki anlatımdan hangisinin hangi soruna yardım ettiğine bak.